GARDIROP MAGAZİN

Rıdvan Yılmaz: “Tenis Kortunda Karakter Yetişir”

Tenisi yal­nız­ca teknik bir branş değil, karak­ter ve zihin­sel gelişim alanı olarak gören antrenör Rıd­van Yıl­maz, genç yaş­ta başladığı bu yol­cu­luk­ta artık ilham veren bir figür. “Her maç bir karak­ter tes­tidir. Biz sadece vuruş değil, duruş da öğretiy­oruz” diyen Yılmaz’a göre; kort­ta geçen her daki­ka, hay­a­ta hazır­lığın ta ken­disi.

Sizi biraz tanıya­bilir miy­iz? Birkaç cüm­lede background’unuzu özetler misiniz? Tenisle yol­unuz nasıl kesişti ve bu spor sizin ne ifade ediy­or?
Man­isa Celal Bayar  Üniver­site­si spor bil­im­leri fakül­tesinde, beden eğiti­mi öğret­men­liği bölümünü okudum. Okul yıl­ların­da başladım.Tenisle yolum çok genç yaşlar­da kesişti; zaman­la bu spor ben­im için sadece fizik­sel bir aktivite değil, aynı zaman­da bir disi­plin, sabır ve sürek­li gelişim yol­cu­luğu haline gel­di. Bir antrenör olarak kort­ta yal­nız­ca teknik değil, karak­ter inşa ettiğimize inanıy­o­rum. Yak­laşık 10 yıldır pro­fesy­onel tenis antrenörüyüm ve tenis ben­im için bir yaşam biçi­mi, sorum­lu­luk alma bil­in­ci ve her gün biraz daha iyi olma tutkusu demek.

Kariy­eriniz nasıl başladı? Bu süreçte sizi en çok etk­ileyen dönüm nok­tası ney­di?
Tenis kariy­er­im, üniver­site yıl­larım­da başladı. İlk eğitim döne­mimde, oku­lun tenis kulübünde çalış­ma fır­satı bul­mam her şeyi değiştir­di. O dönem sadece bir iş gibi görü­nen bu deney­im, aslın­da hay­atımın yönünü çizen ilk adım oldu. Kort­ta geçen saatler, antren­man süreç­leri, sporcu­lar­la kur­duğum bağ; zaman­la bu alanın ben­im tutkum olduğunu fark etme­mi sağladı.
En büyük dönüm nok­tası ise, ilk kez bire­bir bir öğrencinin gelişimine tanık­lık ettiğim andı diye­bilir­im. Teknik olarak nasıl ilerlediği­ni görmek­ten çok, özgüveninin ve disiplini̇nin artışını izle­mek beni derinden etk­ile­di. İşte o zaman, sadece tenis öğret­meye­ceği­mi; bir insanın hay­a­ta bakışı­na da doku­nacağımı anladım. Bu farkın­dalık, kariy­er­ime tutkuy­la ve sorum­lu­luk­la sarıl­mamı sağladı.

Tenis zarif ama aynı zaman­da fizik­sel ve zihin­sel olarak oldukça disi­plin­li bir spor. Sizce bu sporun ruhunu oluş­tu­ran temel den­gel­er nel­erdir?
Tenis gerçek­ten de zarafetin, gücün ve zihin­sel dayanık­lılığın iç içe geçtiği çok özel bir spor. Dışarı­dan bakıldığın­da sadece fizik­sel bir mücadele gibi görünebilir ama aslın­da kort­ta olan şey, strate­jiyle örülmüş bir zihin oyunudur. Bir anlam­da satranç tah­tası gibi… Her vuruşun, her adımın ardın­da plan­la­ma, öngörü ve ani karar verme reflek­si vardır. Bu sporun ruhunu oluş­tu­ran temel denge; fizik­sel hazır­lık­la men­tal gücün uyu­mudur. Bir maç sadece kimin daha iyi servis attığıy­la değil, aynı zaman­da kimin daha soğukkan­lı kaldığıy­la da kazanılır. Disi­plin, süreklilik ve kon­santrasy­on bu den­genin olmazsa olmaz parçaları. Tenis bana göre; bir karak­ter tes­tidir aynı zaman­da. Çünkü her maç, oyun­cu­nun hem ken­disiyle hem de rak­ibiyle verdiği çok kat­man­lı bir mücadeledir.

Tenis sporu­nun dünya genelin­de­ki gelişi­mi­ni nasıl değer­lendiriy­or­sunuz? Sizce bu sporun gele­ceği han­gi yönde şekil­leniy­or?
Tenis kök­lü bir geçmişe sahip ve dünya genelinde mily­on­lar­ca kişi tarafın­dan takip edilen, hem birey­sel hem de strate­jik yön­leriyle öne çıkan bir spor. Pro­fesy­onel yapılar, teknolo­jik gelişmel­er ve sağlık­lı yaşam tren­di sayesinde artık sadece elit düzeyde değil, her yaş­tan insanın hay­atı­na doku­nan bir spor haline gel­di. Gele­cek­te tenisin daha kap­sayıcı, teknolo­jik ve genç odak­lı bir yapıya dönüşe­ceği­ni düşünüy­o­rum.

Türkiye’de Tenis’e olan ilgi son yıl­lar­da sizce nasıl değişti? Türk tenisçi­lerinin ulus­lararası başarılarını nasıl değer­lendiriy­or­sunuz?
Son yıl­lar­da Türkiye’de tenise olan ilgi gözle görülür şek­ilde art­tı. Bu artış­ta toplumun spo­ra dair bil­inçlen­mesi, altyapı yatırım­ları, sosyal medyanın etk­isi ve ulus­lararası başarıların moti­vasy­on yarat­ması önem­li rol oynadı. Tur­nu­valar, yaz kam­pları ve özel kulüp pro­jeleri sayesinde artık daha fazla genç tenis kort­ları­na çıkıy­or ve bu gerçek­ten umut veri­ci. Türk tenisçi­lerinin ulus­lararası are­na­da elde ettiği başarılar, birey­sel çabanın yanı  sıra fed­erasy­on, kulü­pler ve ailelerin desteğiyle mümkün oldu. Ancak Grand Slam seviyesinde istikrar ve dünya sırala­masın­da kalıcılık için hâlâ kat etmem­iz gereken bir yol var. Bu nok­ta­da genç sporcu­lara uzun vadeli, pro­fesy­onel destek sağlan­ması ve onların ulus­lararası deney­im­ler­le güçlendirilme­si kri­tik önemde.

Tenise yeni başlayan­lar­da en sık gördüğünüz hata­lar nel­er? Bu spo­ra adım atmak isteyen­lere ne gibi öner­i­leriniz olur?
Tenis, key­i­fli ve strate­jik bir spor olsa da, yeni başlayan­ların sıkça yap­tığı hata­lar temel teknik eksik­lik­ler, fizik­sel hareketlilik ve zihin­sel en belir­gin hata­lardır. Eğer tenise başla­mak istiy­or­sanız, doğru antrenör seçi­mi büyük ölçüde önem­lidir.  Ders ücreti ucuz diye yan­lış antrenör seçi­mi yapan kişil­er bunun­la beraber yan­lış teknik­te uygu­la­ma yapa­bilir­ler. Ve unut­mayın yan­lış tekniği düzelt­mek çok daha zor­dur. Doğru yak­laşım­la ve sabır­la, bu spordan büyük keyif ala­bilir ve kısa sürede iler­leme kayd­ede­bilirsiniz.

Başarılı bir tenisçide bulun­ması gereken temel fizik­sel ve men­tal özel­lik­ler sizce nel­er?
Başarılı bir tenisçi olmak, yal­nız­ca güçlü vuruşlar yapa­bilmek­le sınır­lı değildir. Kort­ta­ki gerçek başarı; fizik­sel dayanık­lılık, hız, çeviklik gibi unsurlar­la bir­lik­te men­tal direnç, odak­lan­ma ve maç için­de­ki strate­jik esnek­lik­ten geçer. Bu özel­lik­lerin bir araya gelme­si ve zaman­la geliştir­ilme­si, bir oyun­cu­nun potan­siyeli­ni en üst düz­eye taşı­yarak onu ulus­lararası düzeyde rek­a­bet ede­bilir hale getirir. Yetenek önem­li bir başlangıçtır ama yeter­li değildir. Fizik­sel kondisy­on kadar zihin­sel dayanık­lılığa da yatırım yap­mak, bu spor­da sürdürülebilir başarı için vazgeçilmezdir.

Kort dışın­da nasıl bir yaşamınız var? Antren­man ve müs­aba­ka yoğun­luğu­nun dışın­da nasıl vak­it geçiriy­or­sunuz?
Kort dışın­da da hay­atım yine tenisle iç içe diye­bilir­im. Ders saat­ler­im­den arta kalan zaman­lar­da antrenör ya da oyun­cu arkadaşlarım­la bir­lik­te antren­man yap­mayı çok seviy­o­rum. Müs­aba­ka tem­po­su dışın­da da elim­den geldiğince tur­nu­valara katılarak aktif kalmaya özen gös­teriy­o­rum. Ayrı­ca spor salo­nun­da çalış­mak, hem fizik­sel hem zihin­sel olarak dinç kalmamı sağlıy­or. Boş zaman­larım­da ise alanım­la ilgili kay­naklara göz atmak, kişisel gelişim kita­pları oku­mak bana iyi geliy­or. Kısacası, kort dışın­da da gelişim odak­lı ve spor merke­zli bir yaşam sürm­eye çalışıy­o­rum.

Size ilham veren, örnek aldığınız tenisçil­er kim­ler? Onlar­dan öğrendiğiniz en değer­li şey ne oldu?
Ben­im teniste en çok hayran­lık duy­duğum oyun­cu Novak Djokovic. Elbette, onu tenis tar­i­hinin en büyük­lerinden biri yapan çok sayı­da başarıya imza atmış olması etk­i­leyi­ci. Ancak beni asıl etk­ileyen, onun olağanüstü fizik­sel yetenek­leriyle men­tal gücünü bir­leştirme biçi­mi. Kort­ta gös­ter­diği azim, hırs, esnek­lik ve sarsıl­maz men­tal dayanık­lılık gerçek­ten ilham veri­ci. Djokovic’i sadece bir şampiy­on değil, aynı zaman­da zor­luk­lar karşısın­da pes etmeyen, ken­di­ni her zaman bir adım ileriye taşı­maya çalışan bir karak­ter olarak da örnek alıy­o­rum. Hem spor­da hem hay­at­ta bu duruşun çok kıymetli olduğunu düşünüy­o­rum.

Türkiyede tenis kültürünün gelişme­si ve yaygın­laş­ması için sizce nel­er yapıl­malı? Sizi em çok gurur­landıran antrenör­lük deney­i­miniz ney­di?
Türkiye’de tenis kültürünün gelişme­si için önce­lik­le altyapının güçlendirilme­si, tenis sporu­nun daha erişilebilir hale getir­ilme­si ve her yaş grubuna hitap eden orga­ni­za­sy­on­ların düzen­len­mesi gerekiy­or. Ayrı­ca yetenek­li Türk tenisçi­lerin sis­tem­li bir şek­ilde destek­len­mesi de büyük önem taşıy­or. Tüm bu adım­ların bir bütün olarak ve sürdürülebilir, uzun vadeli bir plan çerçevesinde uygu­lan­ması, tenis kültürünün ülke genelinde kök salması­na ve daha geniş kitlelere ulaş­ması­na cid­di katkı sağlar. Antrenör­lük sürec­imde beni gurur­landıran pek çok an yaşadım. Bir sporcu­nun seviyesi­ni geliştirme­sine tanık­lık etmek ve bu sürece katkı sağla­mak her defasın­da büyük bir mut­lu­luk. Bunun­la bir­lik­te, mil­li takı­ma bir sporcu kazandır­mak, unutul­maz ve özel anlar­dan biriy­di. Ancak her zaman daha fazlasını başar­mak ve daha fazla sporcuya ilham olmak istiy­o­rum.

Söz­ler­i­mi Novak Djokovic’in ilham veri­ci bir cüm­le­siyle bitirmek ister­im: “Kim­s­enin hay­al­lerinizi çal­ması­na izin ver­meyin. Onu bir çiçeği sular gibi besleyin. Bu dünya­da hay­al­lerinizi kab­ul ede­cek, kucak­lay­a­cak ve destekleye­cek sadece bir kişi bile bul­sanız, o kişiyi bulun ve hay­aller kurun, çünkü başara­bilirsiniz.”

Exit mobile version