GARDIROP MAGAZİN

Defne Samyeli: Zamansız Güzelliği ve Işıltısıyla Her Zaman Zirvede

Defne Samyeli, hay­atının yeni döne­minde kök­lere dönüş ve yeniden doğuş arasın­da yol­cu­luk ediy­or. Sahne ışık­larını bir süre­liğine azalt­mış olsa da, müzik prodük­siy­onuy­la ken­di sesi­ni yeniden inşa ediy­or. Ünün artık DNA’sına işlediği­ni söylüy­or ama odağını her zaman içsel pusu­lası­na çevir­miş. Gençliğin değil, bil­ge­lik­le gelen yaşın en büyük armağan olduğu­na inanıy­or. Kadın­ların toplum­sal yargılara rağ­men değeri­ni yaş aldıkça büyüt­tüğünü vur­gu­larken, “Beden­ime saygı duyuy­o­rum, onun­la el ele yürüy­o­rum” diy­erek disi­plin­i­ni ve özgür­lüğünü anlatıy­or.

Röpor­taj Gülay Özdemir Fotoğraflar Ser­hat Hayri Video Fatih Kurut Moda Direk­törü Çağla Küçükdere­li Styling Lal Özsoy Saç Atakan Gelişli Makyaj Erkan Uluç Styling Asis­tan Anı­su Hiçyıl­maz Kurum­sal İletişim Mine Gündüz Prodük­siy­on Nutek Stu­dio 

 Katkıların­dan dolayı BALMAIN HAIR COUTURE’e teşekkür eder­iz.

Gazete­ci­lik­ten sah­nelere uzanan çok yön­lü kariy­eri­ni “gerçek bir iletişim” olarak tanım­layan Defne Samyeli, her yeni kim­liğinin bir diğeri­ni beslediği­ni ve hep­sinin bir­leşi­min­den güçlü bir “Defne” çık­tığını söylüy­or. Şöhreti umur­samadan, ken­di disi­pli­n­ine ve çalışkan­lığı­na güvenerek yol­u­na devam ediy­or. Güzel­liği yal­nız­ca genetik bir şans değil, akıl ve yaşam disi­pliniyle besle­nen bir bütün olarak gören Samyeli, olgun­laş­manın ise kayı­plar ve dönüşüm­ler­le yoğrul­muş bir öğren­me süre­ci olduğu­na inanıy­or. Bugün ise daha sakin, kök­len­miş ve üretken bir hay­a­ta adım atmış olmanın huzu­runu yaşıy­or.

Hay­atının nasıl bir döne­mindesiniz? Nel­er yapıy­or­sunuz?
Hem nadas­tayım, hem üre­timdey­im. Özel­lik­le son birkaç aydır sosyal hay­atımın büyük ölçüde vitesi­ni düşürdüm diye­bilir­im. Görüştüğüm insan sayısı çok azaldı. Bir yıldır üzerinde çalıştığım yeni bir iş var; ener­jimin çoğunu daha üretken ola­bilmek adı­na bu yeni iş alan­ları­na yön­lendirdim. Sah­neyi azalt­tım. Daha çok üre­tim­im olması ve fark­lı pro­jel­er­le müzik kariy­er­i­mi yeniden kur­gu­la­mak adı­na müzik prodük­siy­onuna ağır­lık verdim. Hem özel hem pro­fesy­onel hay­atım­da görece olarak ses­siz, ama daha kök­len­miş ve daha sağlam temeller üstünde yük­se­lebile­ceğim yeni bir ‘ben’ yarat­tığım bir süreçtey­im.

Tanınır biri olmak sizin için ne ifade ediy­or? Bu duru­mu nasıl yönetiy­or­sunuz?
Ben­im için hiçbir şey ifade etmiy­or. Sorunuzun diğer kıs­mı, yani bunu nasıl yönet­tiğim konusunu da o pencere­den cevap­laya­bilir­im ancak. Hiçbir şey yap­ma­yarak 🙂 Üzer­ime spot ışık­ları çevrileli çok uzun zaman oldu. Toplum­da anıldığı şek­liyle ‘ünlü olmak’ ben­im için 18 yaşın­dan itibaren bir oluş hali. Aradan geçen 35 yıl­da da ister çok aktif, ister daha pasif olayım bu tanınır­lık hali hiç azal­madı. O neden­le baş­ka bir oluş bilmiy­o­rum. Artık DNA’mın bir parçası gibi. Eksi­leriyle artılarıy­la bu oluşu yıl­lardır yaşıy­o­rum. Sörf tah­tası üzerinde dur­mak gibi düşünebilirsiniz.

Kariy­eriniz boyun­ca sizi hafife alan­ları en çok neyle şaşırt­tınız?
Bilmem. Bunu beni hafife alan­lar kimse, onlara sor­mak lazım sanırım. Bir kariy­er yol­cu­luğun­da genel olarak, hele genel geçer düşüncelere çok uymayan biriy­s­eniz destekleyen­den çok köstekleyen oluy­or. Hafife alma bel­ki bunun alt kat­e­go­ri­lerinden biridir. Ben­im odağım insan­ları şaşırt­mak veya hakkım­da ne düşünecek­lerinden ziyade ken­di içsel pusu­lam. Genelde bana heye­can ve coşku veren kariy­er yol­ları­na sapar, o uğur­da kendi­mi bil­gi, beceri ve tecrübeyle donatır, eğlen­m­eye devam ettikçe o işleri yaparım. Etrafım­da­ki seslere kulak­larımı tıkarım. Ken­di öz disi­plin, çalışkan­lık, yetenek­ler­im ve gücüme çok inanıy­o­rum. İş anlamın­da beni mut­lu eden ne yapıy­or olur­sam olayım, hep çok başarılı olmuşum­dur. Bu inançla hay­at oyu­nuna devam ediy­o­rum.

Hay­atınız boyun­ca birçok fark­lı kim­liğe büründünüz: haber­ci, şarkıcı, oyun­cu, anne… Bugün geriye dönüp bak­tığınız­da, en çok han­gi ‘Defne’yi sev­di­niz ve hangi­sine en çok ihtiy­acınız vardı?
Bun­ların hep­si ‘ben’im, hiçbiri bir­birinden ayrı kim­lik­ler değil ki. Hep­si bir­birinin üzer­ine eklenerek ade­ta git­gide gen­leşen bir hava gibi büyüyen yeni form­lar. Pro­fesy­onel hay­atımın neredeyse tamamı­na yakının­da aynı zaman­da anney­dim. Her yeni iş ve özel hay­at deney­i­mi sizin hamu­runuza bir şey katıp yeni bir siz yaratıy­or. Bu ‘siz’in için­de­ki unsurları bir­birinden ayıra­bilmek mümkün değil. Bir bütün olarak kendi­mi sevdiği­mi söyleye­bilir­im. Üzer­imde çok emeğim var. Annelik­ten, işler­ime elim­den gelenin hep en iyisi­ni yap­tığım için ben­im içim rahat. Kendim­den çok razıyım.

Ana hab­er­den sah­nelere geçiş… Bir kadının sesi­ni fark­lı plat­form­lar­da duyur­ması sizce nasıl bir güç?
Sadece bir kadın için değil, bir erkek için de rüz­gara karşı koş­mak gibi. İns­anl­ar karşıların­da­ki kişiyi tanım­layıp etiketleye­bildik­leri zaman rahat ediy­or­lar. Beynin işley­iş pren­si­bi ile ilgili bir şey bu. Sizi kır­mızı olarak tanım­lar­larsa, mavi olarak gördük­lerinde yadır­gaya­biliy­or­lar. Ben­im ana hab­er­den sah­nelere geçişim ben­im açım­dan da beni tanıyan­lar açısın­dan da sür­priz değil. Pro­fesy­onel şarkı söyle­m­eye 7 yaşın­da başladım. İlk albümümü yap­tığım­da 22 yaşım­day­dım. Hab­er­den önce müz­iğin dev isim­leri Melih Kibar, Onno Tunç gibi müzisyen­ler­le çalıştım. Müzikal tiy­a­tro ve 25 yıla varan şan eğitim­im var. Hay­atım­da neye ağır­lık ver­mek istiy­or­sam ona ağır­lık veriy­o­rum. Tele­vizy­on kariy­er­im tele­vizy­onun çok heye­can­lı ve çok hediyeli olduğu özel dönem­lerde ben­im için bir­in­ci sıra­day­dı. Çünkü güçlü, çünkü etk­ili bir iş yapıy­or­duk. Topluma en fazla katkımın ola­bildiği­ni his­set­tiğim yer­di ana haber koltuğu. Özgürce bu işi yapa­bilme şan­sımın tük­endiği­ni görünce seve seve sanat kök­ler­ime geri döndüm. Çok güzel bir soru sor­muş­sunuz fark­lı plat­form­lar­da sesi­ni duyura­bilmek­le ilgili. Evet, gerçek­ten de bu. İnandığım, olduğum şey her neyse, sözüm­le ses­im­le, hat­ta can­landırdığım bir karak­ter­le insan­lara ulaş­mak hay­atım­da bahsedilmiş bir güç diye düşünüy­o­rum. Han­gi for­m­da olduğu önem­li değil. Ben gerçek bir iletişim­ciy­im. Fark­lı plat­form­lar­da fark­lı sayı­da insan­lara ulaşa­bil­menin neşesi­ni şükran­la yaşıy­o­rum.

Sah­n­eye çık­tığınız­da yal­nız­ca şarkı mı söylüy­or­sunuz, yok­sa iç dünyanız­dan bir şeyler de pay­laşıy­or musunuz izleyi­ciyle?
Müzik ve sanatın her tür­lüsü kişinin iç dünyası ile ilgi­lidir. Baş­ka tür­lü yapa­mazsınız ki. Zat­en içsel bir nav­i­gasy­on­la yöneldiğiniz alan­lar bun­lar. İlk şarkı söyle­m­eye başladığım­da 3–4 yaşlarım­day­dım. Sahne per­for­manslarının hep­si bir­biriyle aynı olmuy­or. Stüdyo kayıt­larının da. O anki per­for­man­sı etk­ileyen ve dikkate almanız gereken birçok unsur var. Ama fark­lı oran­lar­da hep bir ‘ken­di­ni müz­iğin içinde kay­bet­mek, ade­ta hava­da süzülüy­or gibi his­set­mek’ hali, bana bu işi yap­tıran şey. Bağım­lılık gibi. Müzik­siz yaşaya­mam ve zat­en yaşamıy­o­rum.

Bugün 20 yaşın­da­ki halin­i­zle kahve içsey­di­niz, o mu sizi kıskanırdı, siz mi onu?
O beni kıskanırdı kesin. Yaşı, daha da önem­lisi yıl­ları iyi anlayıp yönet­meyi bilirs­eniz, yaş büyük bir hediye. Yir­mili yaşlar­da daha kaygılı, her anlam­da daha az güven­li, hay­a­ta karşı daha çok korku­ları olan biriy­dim. Şimdi­ki hal­im­den çok mem­nunum. Hay­atın dram­ları­na, rumi­nasy­on­lara saplanıp kalmazsınız; aldığınız yaşlar sizi git­gide bil­geleştiriy­or.

Size 30’larınızda ver­ilmiş en iyi öğüt ney­di? 40’larınızda o öğü­tle ilişkiniz nasıl değişti?
Aklı­ma gelme­di doğrusu. Demek ki kimse öğüt ver­memiş 🙂

Hay­atınız­da­ki “ses­siz başarı” nedir? Hiç anlat­madığınız ama sizin için çok kıymetli olan?
Türkiye’nin ilk ve tek özel tele­vizy­onun­da çalışırken bir­d­en bir rakip kanalın kurul­ması ve o genç yaş­ta ilk kez bana bir trans­fer imkanının doğ­masıy­la o zaman­ki patron­um­la yap­tığım konuş­ma. Ve o konuş­ma son­rasın­da aldığım büyük zam. Daha 20 yaşın­day­dım; kanalın en önem­li can­lı yayın­larını sunarak, bir yan­dan rady­o­da, tüm müzik-eğlence pro­gram­ların­da ve sabah kuşağı can­lı yayının­da çalışarak ekran­da­ki başarımı kanıt­ladığım ve kanal için kolay vazgeçilmeye­cek bir ekran yüzü olduğum­dan emin olduğum bir dönem­di. O aldığım zam­la kendi­mi ilk kez para kazanan bir yetişkin gibi his­set­miş­tim ve hay­atım­da çok şeyi değiştirm­eye neden olmuş­tu bu gelişme. Hala ne zaman kolum kanadım kırıl­sa kendime o küçük yaşım­da­ki bu anıyı hatır­latırım. Ben­im için emeğim­le, becer­i­ler­im ve çalışkan­lığım­la edindiğim başarının mükafat­landırıl­ması adı­na çok önem­li bir sem­boldür.

Sabah aynaya bak­tığınız­da ken­di­nize söylediğiniz bir cüm­le var mı?
Bir şey söyle­mem, sadece gülüm­süy­o­rum sanırım. Yatak­tan iyi kalk­maya özen gös­teriy­o­rum. Son yıl­lar­da bütün bil­im insan­ları güne iyi başla­manın öne­mi ile ilgili o kadar çok bil­giyle donat­tılar ki bizi, bunu yap­ma­mak akıl­sı­zlık diye düşünüy­o­rum. Kötü uyansam da kendi­mi sakin­leştirme­den ve gülüm­seye­cek bir hale gelme­den yatak­tan kalk­mam, aynaya bak­mam.

Sizi şehir hay­atının kao­sun­dan çıkarıp ken­di­nize döndüren küçük bir ritüelin­iz var mı?
Gün içinde sıkıştığımı his­set­tiğim zaman­lar­da nefes­ime odak­lanır, kendi­mi bula­bile­ceğim en yakın yeşile atarım. Bu, binamızın küçük bahçesin­den spor yap­tığım kulübün çim­ler­ine kadar her yer. Doğanın iyileştiri­ci gücü inanıl­maz gerçek­ten. Hep­imizin sinir-stres kat­sayısının art­masın­da beton­ların arasın­da boğu­luy­or olmamızın çok büyük bir etk­isi var.

Işığınız düştüğünde size iyi gelen ilk üç şey nedir?
Kendime bak­mak. Beden­ime iyi davran­mak. Canım sıkılmışsa, üzülmüşsem, stres­liy­sem hangisi­ni yapa­biliy­or­sam onu yaparım: spor, dans, cilt bakımı. Bir diğeri, eğitim­sel konu­lar ve bir şey öğren­mek. İlgi alan­larımın için­de­ki her şeyle ilgili fanatik bir araştır­ma mer­akım var. Dert­ler­i­mi böyle de unutuy­o­rum. Bir diğeri de sosyalleşmek. Çok konuşkan ve mer­ak­lı birisi olduğum için bana yakın olsun olmasın başkalarını din­le­meyi, onları öğren­meyi, hat­ta mese­leler­ine kafa yor­mayı çok sev­er­im. Bu beni zaman zaman içine düştüğümüz kişisel çamurlara saplan­ma durum­ların­dan da kur­tarıy­or.

Son yıl­lar­da “keşke bunu daha önce fark etsey­dim” dediğiniz bir içsel uyanışınız oldu mu?
Dışlan­ma­mak için topluma, insan­lara uyum­lan­maya çalış­mak­tan kendi­mi nerel­erde lim­i­tlediği­mi, görün­mez sınır­lar koy­duğu­mu fark etmek. Zaman zaman kendi­mi kon­trol ediy­o­rum. Hiç farkın­da olmadan çok sin­sice yap­tığımız bir şey bu. Çünkü insan­ların en sevdiği şey size nasıl olmanız, nasıl görün­m­eniz, ne yap­manız gerek­tiği ile ilgili akıl ver­mek. Hiç farkın­da olmadan bu tuza­k­lara düşe­biliy­oruz. Bu da bizi gerçek­te olduğu­muz biri­cik ve özel var­lık­lar olmak­tan alıko­yarak, bir genel kab­ul görme muh­taçlığıy­la sıradan­laştırıy­or.

“Dışlanmamak için topluma, insanlara uyumlanmaya çalışmaktan kendimi nerelerde limitlediğimi, görünmez sınırlar koyduğumu fark etmek. Zaman zaman kendimi kontrol ediyorum. Hiç farkında olmadan çok sinsice yaptığımız bir şey bu. Çünkü insanların en sevdiği şey size nasıl olmanız, nasıl görünmeniz, ne yapmanız gerektiği ile ilgili akıl vermek.” 

Hay­at sizi birçok kez dönüştürdü. Peki, han­gi anınız­da ken­di­nizi tama­men yeniden yarat­tığınızı his­set­tiniz — ve o an, sizi bugün olduğunuz kadı­na nasıl dönüştürdü?
13 yaşın­da babamı kay­bet­mem. Otu­zlu yaşlarımın ortasın­da­ki mal var­lığı kay­bım ve boşan­ma süre­ci. ABD’de ajans ve mena­jer anlaş­ması yapıp çalış­ma izn­i­mi aldığım halde bura­da bir gece kulübünde ilk kez can­lı müzik yap­mak için sahne almam. Bu senenin başın­da daha son­ra ayrın­tılarını kamuoyuy­la pay­laşa­bile­ceğim bazı gelişmel­er. Sek­törel ve poli­tik birçok kom­plo­lar­la mag­a­zinde ve daha büyük ölçek­li algı operasy­on­larıy­la başımın ağrıtıl­ması. Ve bun­ların hep­sin­den güçlenerek çık­mam. Din­ler­le pek aram yok ama çok inançlı birisiy­im. Allah’ın insana çeke­meye­ceği yükü taşıt­madığı­na yürek­ten inanıy­o­rum. Takdir O’nun. Baş­ka ve daha büyük şeyler­le sınan­mayı arzu etmemek­le bir­lik­te her şerde bir hayır olduğunu, hat­ta her hayır­da da bir şer olduğunu bil­erek, yolum­da­ki her tecrübenin de beni güçlendirip dönüştürdüğüne şahit olarak yaşıy­o­rum.

Güzel­lik ve genç kalmak denil­ince akla gelen ilk isim­ler­densiniz. Sizce bu sadece genetik bir şans mı, yok­sa yıl­lar içinde geliştirdiğiniz bir yaşam disi­pli­ni mi var arkasın­da? Bunu nasıl başarıy­or­sunuz?
Bu güzel söz­leriniz için çok teşekkür eder­im 🙂 Bun­ların hep­si diye cevap vere­bilir­im. Genetik olarak ailece şanslıyız. Allah rah­met eylesin annean­nem dünyanın en güzel kadın­ların­dan birisiy­di. Onu kay­bet­tiğimizde nüfus kağıdın­da­ki yaşın­dan neredeyse 25 yaş daha genç görünüy­or­du. Bunun dışın­da güzel­liğin de bir akıl mese­le­si olduğu­na yürek­ten inanıy­o­rum. Hem koru­mak, geliştirmek anlamın­da hem de bunun sadece bir ambal­aj olduğu bil­in­ciyle bedenin kap­sadığı her şeyi geliştirmek ve güzelleştirmek mese­le­si olduğu­nun farkın­da olmak anlamın­da. İns­anın bedeniyle ilişk­isi hay­at­ta her alan­da­ki var­lığını doğru­dan etk­iliy­or. Bedenin ola­bile­ceği en yük­sek per­for­man­sın­da olması, en güzel haline kavuş­ması insan ruhu­nun zat­en iste­diği bir şey. Genelde toplum­da ken­di bede­nine özen gösteren­ler­le ilgili bir küçümseme eğil­i­mi var. Gerçek­te akıl­lı ve donanım­lı insan­ların böyle ‘gös­ter­iş odak­lı’ anılan bir konu­da özen­li olmalarını yüzey­sel bul­ma hali. Ben hay­atım boyun­ca buna maruz kaldım. San­ki güzel olmak, güzel­liğiyle ilgili olmak akıl, donanım ve başarıy­la bir ara­da yaşaya­mazmış gibi. Bilakis. Tam ter­si. Ben beden­ime her şey­den önce saygı duyuy­o­rum. Hay­at­ta yap­mak iste­diğim her şey için ola­bildiğince uzun süre en yük­sek per­for­mans­ta kal­a­bilme­si, ben­im önce­lik­ler­im­den. Bu neden­le yir­mili yaşlar­dan itibaren kendime çok bil­inçli olarak iyi bak­maya başladım. Bunu da saplan­tılı şek­ilde yap­mıy­o­rum. Bir denge gözeterek, yeri geldiğinde piz­za, ham­burg­er, alkol canım istiy­or­sa da tüketerek, ken­di beden­i­mi dinley­erek onun­la el ele yürüy­o­rum. Yıl­lar içinde geliştirdiğim birçok ritüe­lim var. Kimi bedensel, kimi davranışsal, kimi de zihin­sel. Bede­nine iyi bak­mayan birisinin duy­gusal ve zihin­sel sağlığının iyi olması da mümkün değil.

“Duygusal anlamda olgunlaştığımı söyleyebilirim. Bunu da insan psikolojisi ve beynine olan merakım dolayısıyla aldığım eğitimlere borçluyum sanırım. İnsanın kendini tanıma yolculuğu kaçınılmaz bir şekilde onu olgunlaştırıyor.” 

Yaş, görünüm ve toplumun bek­len­ti­leri arasın­da sizce kadın­lar en çok nerede yal­nız bırakılıy­or?
Sadece kadın­lar değil, erkek­ler de her gün mily­on­lar­ca yargıya maruz bırakılıy­or. Ne var ki yaş ayrım­cılığı erkek­ler­den çok kadın­ları hede­fliy­or. Ataerk­il toplumun genelin­in böyle­si çok işine geliy­or çünkü. Dünya­da genel olarak hem kadın hem erkek için bel­li bir yaş­tan son­ra insan­ların değer kay­bet­tiğine ilişkin bir algıyı ege­men kıl­ma çabası var. Ki bence bu toplum­sal bir şart­la­ma. Bunun neden­ler­ine ilişkin çok çıl­gın fikir­ler­im var, onu baş­ka bir zamana sak­lay­alım; bu konu bura­da uza­masın ama kadın­lara tavsiyem bu bakış açılarını cid­diye almasın­lar. Satın da almasın­lar. Kadın, bedeniyle, yaratıcılığıy­la, şefkatiyle, beyninin işley­iş şek­liyle çok özel bir var­lık. Yaş aldıkça da değer­leniy­or. Aksi empoze edilmek suretiyle kadın­ların cesareti kırılıy­or. Bu oyu­na gelmeye­lim.

Güzel­lik algınız zaman­la nasıl evril­di?
Güzel­lik algım pek değişme­di. Klasik güzel­liğe inanır ve klasik ve doğal güzel­liği beğenir­im. Ayrı­ca bak­tığım her yerde güzel olan her şeyi fark eder­im. İns­anl­arda da, eşyalar­da da.

“Sadece kadınlar değil, erkekler de her gün milyonlarca yargıya maruz bırakılıyor. Ne var ki yaş ayrımcılığı erkeklerden çok kadınları hedefliyor. Ataerkil toplumun genelinin böylesi çok işine geliyor çünkü. Dünyada genel olarak hem kadın hem erkek için belli bir yaştan sonra insanların değer kaybettiğine ilişkin bir algıyı egemen kılma çabası var. Ki bence bu toplumsal bir şartlama. Bunun nedenlerine ilişkin çok çılgın fikirlerim var, onu başka bir zamana saklayalım; bu konu burada uzamasın ama kadınlara tavsiyem bu bakış açılarını ciddiye almasınlar. Satın da almasınlar. Kadın, bedeniyle, yaratıcılığıyla, şefkatiyle, beyninin işleyiş şekliyle çok özel bir varlık. Yaş aldıkça da değerleniyor. Aksi empoze edilmek suretiyle kadınların cesareti kırılıyor. Bu oyuna gelmeyelim.”

Yıl­lar içinde en çok han­gi yönünüzün olgun­laştığını fark ettiniz?
Duy­gusal anlam­da olgun­laştığımı söyleye­bilir­im. Bunu da insan psikolo­jisi ve bey­nine olan mer­akım dolayısıy­la aldığım eğitim­lere borçluyum sanırım. İns­anın ken­di­ni tanı­ma yol­cu­luğu kaçınıl­maz bir şek­ilde onu olgun­laştırıy­or. Hem kendi­mi hem insan­ları bun­dan on yıl önce­sine kıyasla çok daha iyi anlıy­o­rum diye­bilir­im.

Gardırobunuz­da­ki “ses­siz kahra­man” hangisi? Her kadının sahip olması gerek­tiği­ni düşündüğünüz ama hiç gös­ter­iş­siz olan o parça?
Öyle kilit kahra­man­larım var, arasam bir daha bula­may­a­cağım ve hiçbir şart­ta vazgeçmeyi istemediğim. Ama gös­ter­iş­siz ve ses­siz kahra­man der­s­eniz jean’lerim der­im. Gece ya da gündüz kendim içinde en rahat his­set­tiğim kom­bin­lerin hep­si neredeyse jean’lerin eşlik ettiği kom­bin­ler.

“Bedenin olabileceği en yüksek performansında olması, en güzel haline kavuşması insan ruhunun zaten istediği bir şey. Genelde toplumda kendi bedenine özen gösterenlerle ilgili bir küçümseme eğilimi var. Gerçekte akıllı ve donanımlı insanların böyle ‘gösteriş odaklı’ anılan bir konuda özenli olmalarını yüzeysel bulma hali. Ben hayatım boyunca buna maruz kaldım. Sanki güzel olmak, güzelliğiyle ilgili olmak akıl, donanım ve başarıyla bir arada yaşayamazmış gibi. Bilakis. Tam tersi. Ben bedenime her şeyden önce saygı duyuyorum. Hayatta yapmak istediğim her şey için olabildiğince uzun süre en yüksek performansta kalabilmesi, benim önceliklerimden.”

Bu röpor­ta­jı yıl­lar son­ra okuduğunuz­da, han­gi cev­abınızın hala sizin­le aynı olmasını istersiniz?
Bu, yıl­lar son­ra nasıl biri olduğu­ma göre değişe­cek bir durum. Onun için şu anda cevap vere­mem sanırım.

Son zaman­lar­da sizi en çok heye­can­landıran şey ne oldu?
Özel olarak ön plana çıkan bir şey yok. Gün içinde yediğim güzel bir yemek­ten, izlediğim hari­ka bir filme… Beni her şey heye­can­landıra­biliy­or.

Exit mobile version